Serhend Dergisi 2026 Eylül Sayısı
Tükendi
Gelince Haber VerSerhend dergisinde bu ay “Kurtuluş Vesilesi: Tövbe ve İstiğfar” konusunu işledik. Günahların alenileştiği bu çağda tövbe ve istiğfara sarılmaktan, sevdiklerimizi ve ümmeti buna sevk etmekten başka çaremiz yok.
Tövbeye Davet
Hâce Evliya-i Kebir, Şeyh Abdülhâlık Gücdevânî’ye [kuddise sırruhumâ] bağlandığında ilim öğrendiği üstadı onu azarlamıştı. Her gördüğü yerde onu tarikattan men ediyordu. Hâce ise, edebinden susuyordu. Bir sabah yine karşılaştılar. Kerli ferli hocası onu görünce yine tarikat-ı aliyye hakkında iftiraya başladı. Bu esnada manevi bir hâlle Hâce, üstadının gecesine vâkıf oldu. Gece işlediği kabahati apaçık gördü. Âdeta manevi bir sevkle, şöyle dedi: “Üstadım, büyük cürümle sabaha erersin, bir de bizi Hak yoldan döndürmeye kalkarsın.” İmayı anlayan üstadın kalbine bir anda Allah Teâlâ’nın korkusu düştü. Rabb’inden hayâ etti. Terbiye olması gerektiğini anladı. Şeyh Abdülhâlık Gücdevânî hazretlerine gidip onunla tövbe etti. Sadat-ı kiramın terbiyesine girdi. İlmi de olduğundan çok amel işleyip azimle çalıştı. Bu yolun samimi ve sevilen simalarından oldu.
“Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir” (Tirmizî, Kıyâme, 49) buyrulur hadis-i şerifte. Ancak tövbe etmek herkese nasip olmuyor. Aslında her insan hatalarını, günahlarını, aşırılıklarını en iyi kendisi bilir. Yine de bunlara bakmaz; tertemiz gibi davranır, etrafına akıl verir. Hele bazıları… Tasavvuf ehline söylenir durur. Tövbe etmemek için de bir sürü mazeret üretir. Oysa Hâce gibi dervişe denk gelse çoğu kişi lal olur da hemen tövbeye koşar.
Reşehât’ta geçen bu kıssa günümüze dair çok şey anlatıyor. Tövbe için böyle bir dervişi beklemeye gerek yok. Sosyal medya hesaplarımıza göz atalım, ailemizi gözlemleyelim, alışverişlerimizi, iş hayatımızı muhasebe edelim. İzlediklerimize, boş vakitlerde ve tatillerde neler yaptığımıza bakalım. Bunların çoğu belki bizi tövbe ve istiğfara davet ediyor da farkında değiliz.
Serhend dergisinde bu ay “Kurtuluş Vesilesi: Tövbe ve İstiğfar” konusunu işledik. Günahların alenileştiği bu çağda tövbe ve istiğfara sarılmaktan, sevdiklerimizi ve ümmeti buna sevk etmekten başka çaremiz yok.
Yoğun programlarına rağmen ilk günden beri dergimize katkı sunan Dursun Ali Erzincanlı bu ay iki ameliyat geçirdi. Aslında bu durumda dahi yazmak istedi ancak hastalığın mazeret olduğunu kendisine hatırlattık. Ağabeyimize hayırlı, acil şifalar dileriz.
Ekim sayımızda buluşmak duasıyla…
