Tükendi
Gelince Haber VerMal ve Mülk Kalbe Girince
“Allah Teâlâ hiçbir zaman kullarına kaldıramayacakları büyük bir kaya parçasını kaldırmalarını emretmemiş. Kullarına (her müminin yapabileceği) kıyam, kıraat, rükû ve secdeden oluşan, gayet kolay olan namazı emir buyurmuş. Zekât da böyle, gayet kolaydır. Allah Teâlâ zengin olan kullarından mallarının hepsini veya yarısını vermelerini emir buyurmamış, sadece kırkta birini vermelerini zekât ibadetini ifa için yeterli saymıştır.” Sadat-ı kiramdan İmâm-ı Rabbânî hazretlerine [kuddise sırruhû] ait olan bu sözler son derece sade ve bir o kadar da derin. Ne var ki insanoğlu ibret almıyor. Nefislerimiz kulak asmıyor. Günümüz insanı namazı kaldıramayacağı bir kaya parçasını kaldırmak kadar zor görüyor. Zekâttan da malının tamamını vermesi gerekiyormuşçasına kaçıyor.
Mal, mülk ve servet kalbe girince eller cebe girmiyor. Maalesef bir çarşıda “Filanca zekât verir” diye elle gösterilir oldu. Koca bir sanayide “Şu zat infak eder” denildiği zamanları yaşıyoruz. Oysa şartları taşıyan her müminden zekât ibadetini ifa etmesi beklenir. Her müslüman gücü yettiğince de infak eder. Şüphesiz tüm olumsuzluklara rağmen zamane rüzgârlarına karşı duran, ahiret yurdunu hedefine koymuş, imtihan şuuruyla yaşayan müminler de var. Allah yolunda pervane olmuş, malıyla da canıyla da mücadele edenler... Allah Teâlâ sayıları artırsın.
Serhend dergisinde bu ay Zekât ve İnfak konusunu işledik. Mübarek üç aylarda bu mali ibadetleri hatırlatmak istedik. Zekât vermek, cömertçe infak etmek ne güzeldir! Kişi bunlarla Rabb’ini razı eder, manevi hastalıklarından kurtulur. Üstelik zekât malı temizler, fakirleri güldürür, toplumu ayağa kaldırır. İnfak, toplumun ihtiyaç duyduğu ilmî ve sosyal müesseselere can suyu olur. Fakirlerin, muhtaçların, ilim talebelerinin zekât ve infakla gözetildiği bir topluma bereket yağar. Cenab-ı Hak dergimizi infaka vesile eylesin.
Yayın ekibi olarak Berat Kandili ve ramazan-ı şerifinizi tebrik ederiz.
Mart sayımızda buluşmak duasıyla…